Home / RÖPORTAJ  / Yeni Bir Meslek Mi Doğuyor?

Yeni Bir Meslek Mi Doğuyor?

Levon Gagaçyan ile kurucusu olduğu Arca Ham Elmas ve İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde verdiği ‘değerleme uzmanlığı’ sertifika programı hakkında sohbet ettik; bilgiler aldık.

Ham elmas işlemeciliği, değerlendirme uzmanı gibi konular sektörde oldukça yeni… Bu konuda atılan adımlar var ve devlet desteğiyle de devam etmekte. Yeni yaratılmaya çalışılan bu pazar henüz bakir ve gelişimi belki de Türkiye lehine bir durum oluşturacak. Tüm bu konuların çerçevesinde Levon Gagaçyan ile yaptığımız röportaj ve detayları şöyle:

 

Merhaba Levon Bey. Öncelikle bize, İstanbul Ticaret Üniversitesi’ ile yürüttüğünüz projeyi ve oradan da şirketiniz Arca’ya uzanan yolculuğunuzun özetini geçer misiniz?

 

2006 yılında Hazine Müsteşarlığı’nda elmasla ilgili devlet tarafından görevlendirilen bir başkanlık var; beni oraya davet ettiler. Dediler ki; “Biz bu pırlanta üretim işine ve Afrika’dan temin edilecek ham elmas işine el atmamız gerekiyor. Ekonomik ilişkilerden dolayı ve onlarda döviz olmadığı için altın veya elmasla takas yapmak istiyorlar. Altın konusunda bayağı yol aldık ama elmas konusunda hiçbir faaliyet yok. Bu da senin kavminin işi… Pilot bir çalışmayla sen bunu yap; milleti peşinden çekerek başla.” dediler. Meslekten değilim. O tarihte ben elmasla çöpü ayırt edecek kapasitede biri değilim. Ancak eşime bir pırlanta falan alırsam ön bilgi ile gidip uygun fiyata alabilecek kadar ilgileniyordum. Onun dışında bu işin içine girdikçe devasa boyutta bilgi isteyen bir konu olduğunu fark ettim. Madem devlet bizden böyle bir şey istedi; bu bizim için şereftir dedik ve üç, beş arkadaşım bir araya geldik. Sierra Leone’ye bir arkadaşımızı yolladık. Sistemin nasıl çalıştığını görmesi, öğrenmesi için. Çünkü kaçaktan çıktı artık bu konu… ‘Kanlı Elmas’ için tedbirler alındı Birleşmiş Milletler’de. Kimberley Süreci (Kimberley Process)* diye bir sistem sayesinde bu iş kaçakçılıktan çıktı. Serüvenli ve tehlikeli tarafları olan bir iş. Orada zaman içerisinde oluşan çevremize güvenerek arkadaşımızı gönderdik. İşte böyle girdik; muvaffak olduk. Şimdi ortada devam eden bir proje var İstanbul Ticaret Üniversitesi ile. Bu projeye göre şu anda değerleme uzmanı yetiştiriyoruz. Birmiş pırlantadan değil de ham taştan ne çıkar, bu konuda uzman yetiştiriyoruz. Bu alan dünyada çok insanın hakim olduğu bir alan.

Kendi işimizle ilgili olarak da cebimize koyduğumuz taşı buraya getirdik, işledik. Ondan sonra oraya gitmişken yapacağımız işe uygun makinaları parçalattırdık orada. İlişkiler olmadığı için normalleşme yok iki ülke arasında. Ama transfer, nakil işlemleri var. Orada ambara teslim ettik; burada bir araya getirdik. Hepsi oradan gelmiş ikinci el makinalar, ama güzel. Ustalarımız da teknik bakımdan çok iyi. Ermenistan’daki usta ile bir anlaşma yaptım 1 yıllık. Benim hanımın da biraz altyapısı vardı Moskova’dan dolayı. Orada iki senelik okula gitmişti. Ama yeterli bir şey değildi. Ustaya biraz harcama yaptık ki işin püf noktalarını öğrenebilelim. İşin püf noktasını hanıma öğretti.

 

Hindistan’da işleme konusunda maliyetler çok düşük. Rekabet içerisinde biz bu dezavantajımızı nasıl ortadan kaldırırız, onun üzerine çalışıyoruz. Onlar 30, 40 dolara işçi çalıştırıyor. Biz 400, 500 dolara. Oradaki işçilik ucuz olduğu için sürümlü olan küçük taşlarda büyük avantajları var. Biz de ‘single’ dediğimiz tek taşlar üzerinde çalıştık. Olağan üstü bir cila efekti yarattık. Biz şunu başardık: Sertifikasına baktığınızda taşın floresanı strong (güçlü) ise o taş puslu görünür. Aranan civeleklik onda olmaz. Biz o taşı da yaptığımız cila sistemi ile diğerleriyle aynı seviyeye getirdik. Yalnız sistemle değil, kullandığımız malzeme de özeldir. Zaten herkes gibi excellent cila yapıyoruz. Ama strongu bile sonsuza kadar cıvıl cıvıl yapan kullandığımız malzemedir.

 

Örneğin; müşterimizi satın aldığı ve hurdaya çıkardığı bir kahverengi taşın gerek simetri gerek proporsiyon olarak çok kötü bir görüntüsü vardı. Bize revizyon yapalım diye getirdi. Tabi zorluklarımız var; müşterinin taşı 1.14 karat ve 1’in altına düşmesin istiyor. O sınır içinde parlaklığını sağlıyoruz. Kesim de önemli tabi; ama cila bambaşka bir boyuta taşıyor.

 

Biz işimizi bu noktaya getirdik. Kapasite raporumuzu aldık. Devletten lisansımız var. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde halen devam eden ve 4 haftası kalan bir kursumuz da var.

Afrika’dan ham elmasını alıp getiren kişinin işlettirebileceği sizin gibi kaç kişi var?

 

Bizim gibi yok. Üç beş kişi var ama bizim gibi değil. Sadece kalite ve işçilik farkından bahsetmiyorum. Öngörü de çok önemli burada, müşteriye verilen öngörü. Onu bir tek biz verebiliyoruz. Müşteri bize taşı getirdiğinde o taşın bütün özelliklerini çıkarıp rapor ediyoruz. Müşteri onay verirse işliyoruz. Biz SI2 taşı SI1’a çıkartabiliyoruz. Biz SI giren taşı VS de çıkartabiliyoruz. Ama bunu da yapmadan önce müşteriye soruyoruz. Biz sana 1,15 karat SI2 verecektik, SI1’a dönüştürebiliriz. Ama 1.15 değil de 1.10 karat olarak… Eğer kabul ederse yapabiliyoruz. Biten işi üstelik sertifikasıyla veriyoruz. Bu servisi başka kimse yapamaz.

 

Mühendis, ustanın 2 liraya yaptığını 1 liraya daha güzel yapan kişidir. Mühendislik maliyeti düşürmektir. Biz onun için bu konuda çok iddialıyız.

Değerleme uzmanlığına tekrar geri dönersek, bu mesleğin pazarı var mıdır?

 

Şu an da yok. Aslında şu anda pazar oluşturuyoruz. Kursiyerlerimiz kendi çabalarıyla sektöre girmiş çıkmış ve zarar etmişler. Bilinçli değiller. Kursiyerlerimizin hepsi pırlantayı tanıyor. Sıfır kilometre değiller. Ama şimdi Müsiad’dan katılacak bir ekip var. Onlar sıfır kilometre. Örneğin Afrika’da müteahhitlik yapmış birisi, alacağının karşılığında elmas temin etme fırsatı yakalamış; fakat ürünü tanımadığı için alamıyor. Biz onu yetiştirdiğimiz zaman elmas da altın da teklif edildiğinde, ticaret yapma şansı artacak.

Peki bu meslek dünyada nasıl?

 

Belçika, İsrail, Hindistan ve Çin var. Amerika daha ziyade işin ticari kısmında. Üretim üssü olmasa da ticari merkez Amerika. Birinci el olarak ham madde temininde de Belçika’yı merkez sayabiliriz.

 

Bu meslek henüz bakir bir meslek ama 10 yıl sonra bugünle arasında büyük bir uçurum olacak. Büyük gelişme kaydetmiş olacağız. Şimdi önemli olan mesleğin bir dili olması. Mesleğin gelişmesi için onun terminolojisinin olması gerek.

Geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Afrika’da ve Rusya’da yerleşmiş bir düzen var. Oralarda ticaret yürüyor. Bizim o düzenin içine girebilmemiz için mutlaka karşı tarafa bir jestimizin olması gerekiyor. Elmas sahibinin zaten nasıl satarım diye bir kaygısı yok. Afrika’da geçer akçe elmasın madenden çıktığı anda nereye gideceği bellidir. Madende adamlarını koymuşlar, elmas indiği anda satın alıyorlar. Ben de o alana indim. Hiçbir beyazın girmediği yerlere gittim. Ben Liberya’da 5, 6 ay madenlerde müteşebbislerin gidemediği yerlere gittim. İnsanlar oraya gittiğinde yolu bilsinler diye anlatıyorum. Verdiğimiz eğitimler neticesinde, bu işte uzman kişilerin sayısı arttıkça gelecekte de pazarda daha büyük bir yer işgal edeceğiz.

Sektörden Afrika’ya gidip taş almak isteyen acemi birinin ne yapması gerek?

 

Uzmanlık eğitimi almadan gitmemesi lazım. Eğitimi olmadan bırakın kar etmeyi, koyduğu parayı dahi geri alma şansı yok. Resmi olursan oraların hiçbir tehlikesi yok. Ama sen bireysel girişimlerde bulunuyorsan, tehlikelere maruz kalıyorsun. Giden kişi hamdan anlayacak. Biz bütün serüveni anlatıyoruz eğitimlerimizde. Nereye başvuracak, nereye gidecek; hatta hangi ilaçları yanında götürmesi gerektiğine kadar…

 

Tahminime göre Şubat, Mart’a kadar 30’a yakın kursiyer yetiştirmiş olacağız. Borsa İstanbul, ham elmas üyelerinden mesleki yeterlilik belgesi isteyebilir. O zaman nereden baksanız 150, 200 kişilik bir talep olacaktır.

* Kimberley Süreci, özellikle Afrika ülkelerindeki çatışma bölgesi elmaslarının ülke pazarlarına girişini engellemek, yasal elmas endüstrisini korumak ve bu sürece dahil olmayan ülkelerin ham elmas ithal ve ihracına izin vermemek amacıyla başlatılan uluslararası bir kontrol sistemidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu uluslararası bir sertifika sistemi oluşturulmasına yönelik bir kararı kabul etmiştir. İki yıl süren çalışma ve müzakereler sonucunda 37 ülkenin Bakanları 5 Kasım 2002 tarihinde İsviçre/Interlaken’de bir araya gelerek ham elmas ticareti konusunda Kimberley Süreci Sertifika Sisteminin 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren uygulanmasına karar vermişlerdir. Türkiye ise yapılan çalışmalar sonrasında 14 Ağustos 2007 tarihi itibarıyla sürece üye olmuştur. Türkiye’nin üyeliği ile birlikte üye sayısı 47’e ulaşmıştır. (Ekonomik Sorunlar Dergisi-Sayı:27)

Röportaj: Gonca Çipe
Fotoğraf: Enes Aydemir

Değerlendirme
1 YORUM
  • Murat Erentürk 2 Aralık 2018

    Çok güzel bir açıklama olmuş
    Meslek adına