Home / Altın  / Türkiye Altın Madenciliği

Türkiye Altın Madenciliği

Altın fiyatlarının 1968 yılında serbest bırakılması, ardından 1975’te Amerikan vatandaşları üzerindeki altın stoklama yasağının kaldırılması üzerine altın kurları 70’li yıllardan itibaren hızla yükselmiştir. 1970 yılında 36 $/ons seviyesindeki altın fiyatı 1980’de 612.5 $/ons olmuştur. Kurlardaki bu hızlı yükselişe paralel olarak, altın madencilik teknolojisindeki yeni gelişmelerin de katkısıyla altın madenciliği dikkati çeken bir büyüme sürecine girmiştir. Bunun sonucunda, altın arama yatırımları çok önemli miktarlara ulaşmış ve yeni altın yatakları bulunmuştur. Dünya altın üretimi, halen, artarak sürmektedir. 1990 yılında 2133 ton olan toplam üretim, sürekli yükselen bir eğri göstererek 1998 yılında, % 3’lük bir artışla 2555 ton olmuştur.

 

Dünya altın madenciliğindeki bu olumlu gelişmeler ülkemize de yansımış ve 1985 yılında, Maden Kanunu’nda, yabancı sermayeli şirketlerin maden ruhsatı almasına olanak tanıyan değişikliğin yapılmasından sonra 17 yabancı şirket aramalar için Türkiye’ye gelmiştir. Fakat, 2000 yılı itibariyle yabancı şirketlerden sadece üç tanesi kalmış ve diğerleri, altın madenciliği için yatırım ortamının uygun olmadığına karar vererek Türkiye’den ayrılmışlardır. Yabancı sermayeli şirketlerin, ülkemizde altın madenciliğine yatırım yapmasıyla birlikte, önemli sayılabilecek altın rezervleri tespit edilmiştir. Mevcut bilgilerimize göre, işletmeye hazır yatakların toplam altın rezervi 250 tondur. Bilinen işletilebilir altın rezervi 4-5 yıl kadar önce 60 ton civarında iken, bugün bu rezervin yaklaşık 4 misli artmış olması, Türkiye’nin işletilebilir altın rezervlerinin daha da yükselebileceğinin bir göstergesidir. Türkiye altın madenciliğinde tek kurulu kapasite, henüz işletmeye geçmemiş olan, Eurogold Madencilik A.Ş.’ye ait Bergama-Ovacık tesisleridir.

 

Türkiye’de şu anda işletilen bir altın yatağı olmamasına karşın, altın oluşumuna çok elverişli jeolojisi nedeni ile ortaya konulmuş olan işletilebilir altın rezervinin çok üstünde bir rezerv beklenmektedir. Türkiye altın potansiyelinin tahmin edilmesi amacıyla yapılan bir araştırmanın sonucunda tahmini altın potansiyelimizin 6500 tona kadar çıkabileceği hesaplanmıştır. Bu potansiyelin ortaya konabilmesi için 8 milyar dolar arama yatırımı (risk sermayesi) ve 12 milyar dolar işletme yatırımı yapılması gerekecektir. Bu potansiyelin, bugünkü fiyatlarla maden olarak değeri 70 milyar dolardır. Ülke ekonomisinde yaratacağı katma değer ise 300 milyar dolar kadar olabilecektir. Yılda ortalama 200 ton altın ithal etmekte olan ülkemiz için, bu kaynağın ekonomiye kazandırılması önem arz etmektedir.

 

Dünya altın madenciliği istatistikleri incelendiğinde, bulunan bütün rezervlerin hızla üretime alındığı görülmektedir. Türkiye ise, günümüzde, işletilebilir önemli miktarda altın rezervine sahip olduğu halde bunlardan yararlanmayan dünyadaki tek ülke konumundadır.

 

Değerli metallere yönelik yatırımlar, Türkiye’de mevcut yönetmelik ve standartlar kapsamında yapılmaktadır. Örneğin, halen kurulu durumdaki Bergama-Ovacık altın madeni tesislerinde, yürürlükteki mevzuata uygun olarak bütün izinler alınmış, madencilik ve çevre koruma açısından dünya standartlarının üzerinde en modern teknoloji ve en iyi çevre yönetimi standartları sağlanmıştır. Buna rağmen, altın madenciliği karşıtı olarak yapılan çevre eylemleri sektörün önünde bir darboğaz oluşturmaktadır. Bu eylemler, yatırımların gerçekleştirilememesi ve muhtemel yatırımcıların daha uygun ülkeleri seçmesi nedeniyle altın madenciliği ve genelde madencilik sektörü için bir olumsuzluk teşkil etmektedir.

 

Bergama-Ovacık’ta inşa edilmiş ve faaliyete geçmeye hazır durumdaki altın madeni tesisleri ulusal çevre koruma yönetmeliklerinde belirtilmiş olan limitlere ve uluslararası  standartlara tümüyle uyumludur. Tesiste alınmış olan,  çevre tedbirleri sayesinde ne yöre insanının sağlığı ne de suyu, toprağı, havası hiçbir zaman tehlike altında değildir ve Ovacık Altın Madeni tesisleri, dünyadaki benzerlerinden daha yüksek çevre koruma standartlarına sahiptir. Bu husus, idare tarafından, “olası risk faktörleri” karşısında tesiste alınmış olan çevre tedbirlerinin fiilen yerine getirilip getirilmediğinin somut olarak belirlenmesi amacıyla görevlendirilen TÜBİTAK-YDABÇAG (Yer Deniz Atmosfer Bilimleri ve Çevre Araştırma Grubu) uzmanlar kurulunca da saptanmıştır. Çevre, çevre kimyası, çevre ekolojisi, çevre hukuku, cevher hazırlama ve işleme, hidrojeoloji, jeoteknik-mühendislik jeolojisi, jeofizik-sismoloji ve deprem konularında uzman öğretim üyelerinden oluşan TÜBİTAK heyeti 8 ay süren araştırma ve incelemeler sonucunda raporunu hazırlamıştır. TÜBİTAK raporunda, tüm çevre tedbirlerinin yerine getirilmiş olduğu ve dolayısıyla, yatırımın insan ve çevre sağlığını tehdit etme riskinin bulunmadığı, dünya altın madenciliğinde uygulanmakta olan gerek üretim teknolojisi gerekse çevre tedbirleri teknolojilerinden daha iyisine sahip olduğu belirtilmiştir.

Değerlendirme
YORUM YOK

Sorry, the comment form is closed at this time.