Home / RÖPORTAJ  / Tasarım Şövalyeleri Vol.1

Tasarım Şövalyeleri Vol.1

Kuyumculuk Sektörünün vaz geçilmez isimleri tasarımcılar… Yıllardır hep bir mücadelenin içindeler. Ne hak ettikleri değeri bulabiliyorlar ne de sanatlarını istedikleri gibi yansıtabiliyorlar. İşte, Designer Market de bu amaçla oluşturulmuş bir proje…

İstanbul’da CNR fuar alanında yılda 2 kere düzenlenmekte olan Istanbul Jewelry Show’da, Mücevher İhracatçıları Birliği’nin tasarımcı ve diğer kolları olan sadekar ile mıhlayıcılara yönelik başlattığı bir proje var: Designer Market…

Bu Projeler Artmalı!

Bu sene 5’ncisi düzenlenen Designer Market organizasyonuna toplamda 90 kişi (70 kişi bitmiş ürünleriyle, 20 kişi de çizimleriyle) çok cüzi bir bedel karşılığında katılabiliyor. Başvuran isimlerden seçilenlerle oluşturulan bu projeye, yıllar geçtikçe ilgi büyüyor. Bu Ekim fuarında gerçekleşen hol değişikliği sorunundan dolayı ayrılan yer küçük olduğu için sayıları 65’te kalmış olsa da her zaman hedeflenen ve bundan sonraki fuarlarda da istenen 90 katılımcının yer alması. Bitmiş ürünleriyle katılanların camekanlı vitrinleriyle yer aldığı organizasyon, çok büyük ticaret yapamayan, el emeğiyle kendi atölyesinde var olmaya çalışan çarşıdaki ustalara, tasarımcılara yer vermek ve onları sektördeki büyük alıcılarla, firmalarla buluşturmayı, onlara bir Pazar oluşturmayı hedefliyor. Bu özel alan, cazibe merkezi haline getirilebilmek için de fuarın farklı zaman dilimlerinde, farklı etkinliklere ev sahipliği yapıyor; bu yıl da bir keman resitali sergilendi. Fuar misafirlerince oldukça ilgi gösterilen bu resitalin sayesinde oluşan kalabalık, resitalden sonra tasarımcıların vitrinlerini gezerek özgün tasarımların farkına varmaları sağlandı. 25 Ayar ekibi olarak her zaman üretenden, tasarlayandan yana olduk; olmaya da devam edeceğiz. Designer Market katılımcılarına mikrofonlarımızı uzattık ve sorduk:

Neler yapıyorsunuz; tasarımcıların barınabilmesi açısından sektörde ne gibi sorunlar var?

Masis Manas Muratdağı (Tasarımcı-Mıhlayıcı): 40 yıldır bu işi yapıyorum. Kapalı Çarşıdayım. Farklı ürünler yapıyoruz; Türkiye’de olmayan porselen üzerine ürünlerimiz de var. Porseleni mücevhere yansıtan pek yok.

 

Tasarıma önem verilmiyor; biri bir şey tasarladığı zaman onu çalmak, karalamak kolay geliyor. Büyük firmalar da olduğu için tasarımcı karşılığını da alamıyor. Avrupa’da tasarımcıların aldığı ücretlerle burada aldıkları arasında çok fark var. O mantalite buraya belki 50 sene sonra gelirse şanslıyız.

 

Tasarım için gereken süreç çok değerli. Tasarımcı emeğinin karşılığını alabilsin ki ücretler yukarı çekilsin ki tasarımcı fark yaratabileceği tasarımlara yönelsin. Türkiye’de çok büyük firmalar var ama değerli bir tasarım çıkarmadan piyasada yer alıyorlar.

Sanatınızı/Zanaatınızı öğretiyor musunuz, öğrenen piyasada yer buluyor mu?

Yanındaki elemana yıllarca işi öğretiyorsun. Sorgusuz sualsiz gidip hemen kendi dükkanını açabiliyor. Ama Avrupa’da ustasının imzasını alması lazım gidip dükkan açabilmesi için.

 

Ben 10 kişi yetiştirdim ama emeğimin karşılığını alamadım hepsi heba oldu. Bir insana 10 yıl emek veriyorsun. Her türlü masrafını karşılıyorsun. Onu yetiştiriyorsun sana karı yok. Sonra askerden gelip ben dükkan açacağım diyor. Benim 7-8 sene iş öğretmemin karşılığı ise sıfır. Kafasına göre gidip dükkan açamaması lazım. Kalfalık yapacak, çıraklık yapacak. Ustalığı ben imza verdikten sonra yapabilecek.

Designer Market projesi nasıl sizce?

 Bu uygulamadan memnunum. Durumu olmayıp da kendi tasarımıyla ön plana çıkmak isteyenler için önemli ama geç kalınmış bir proje. 20 sene önce olsaydı daha iyi olurdu.

Kaç senedir tasarımın içinde yer alıyorsunuz; piyasadaki konumunuz hakkında neler söyleyeceksiniz?

Ali Çiçekli (Sadekar): 28 senedir sektörde yer alıyorum. Tamamen el işiyle üretim yapıyorum. Makineleşmeye henüz alışamadım. Çok değerli tasarımlarım da olsa bunun bir önemi yok çünkü hiçbir şekilde para kazanamıyorum. Para için herkesin birbirini taklit etmesi gerekiyor. Onu da ben yapamıyorum.

Tasarımı çizim olarak yapanla hayata geçiren atölyeci birbirine girift olmalı mı?

Bana göre olmalı. Tasarımcının hep bir tezgah bilgisi olması gerek. 28 sene bu işi yapanla yeni girmiş birisi aynı yerde yer alması ustaları rencide edebilir; ama bu şekilde renklerin de yer alması gerek.

 

Ben eğitimle usta olan kimseyi görmedim. Tezgaha oturmasa da tasarımcının, kağıdın nasıl hayata geçeceğini bilmesi gerek. Sen çizdin; ama o olacak mı, olmayacak mı? O çizim neye bağlantı olacağını bilmeden çiziyor.

Pazar konusunda ne diyeceksiniz?

Yaptıklarımızın değeri yok. Ancak belli bir dayanağı olan, belli bir reklam odağını kullananlar değer görebiliyor.

 

Peki tasarıma dahil olanlar birlik oluşturamazlar mı?

Tasarımcılar arasında bir birlik olması imkansız. İnsanlar tasarımlarının çalınmasından endişeli. Eğer benim tasarımımı çalabilecek sanatın varsa ben saygı duyarım. Buradaki 60 kişiden bile bir araya gelmek isteyen olmaz. Belki bir oluşum olursa tasarımcı gelir, tasarımını sizin veri tabanınıza koyar ve der ki: “Benden sonra kim gelip bunu koyarsa çalmıştır”. Bir yaptırım olamaz; ama en azından bilinmiş olur belki.

Rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ticarette karakter yok. Ali 5 lira diyor, Mehmet 4 lira diyor. Bu döngüyü kırmak çok zor.

Geleceğe dair de hiçbir umudum yok; hiçbir şeyin düzeleceğini düşünmüyorum. Ben makineye el işiyle karşı koymaya çalışıyorum. Bu beni sanat anlamında tatmin ediyor ama para anlamında tatmin etmiyor. Büfe açmayı düşünen gıda sektörüne girmeyi düşünen tasarımcı arkadaşlarım bile var.

 

30 yıl bir mesleği yapmak kolay değil; el emeği göz nuru… Bu saatten sonra başka iş yapma şansımız da yok.

 

Tasarımcıya ve tasarıma biçilen değer peki?

Da Vinci yaşasaydı Kapalı Çarşıda onun tablosuna verecekleri fiyat şu olurdu: Sen buna en fazla 200 liralık boya harcamışsındır. Al sana 250 lira. Da Vinci’nin bile çarşıdaki değeri en fazla 250 lira olurdu.

Kendinizden bahseder misiniz?

Serhat Demir (Sadekar): 91 yılından beri bu işteyim. Atölyede başladım daha sonra sadekarlık ilgimi çekti. Çok sürükledi bu iş beni. Yaptıklarımın hepsi el işi. Abanoz ve fil dişi gibi farklı malzemelerle de çalıştım. Bireysel, kişiye özgü tasarımların yanı sıra sanatsal çalışmalarım da var.

Bu proje nasıl sizce?

Designer Market bize çok güzel bir imkan sundu. 3’üncü katılışım. Müşteri edinebiliyorum buradan. Ederine satmaya çalışıyorum; biraz yavaş gidiyor ama… Bu organizasyonun yaptığı çok güzel şey. Birçok Avrupalıdan bu alandan memnun kaldığını ve çok güzel şeyler gördüklerini duydum. Böyle alanlar çoğaltılabilir.

Tasarımcı ve sektör desek?

Bazen yaptığımız şeyleri kenara itmek zorunda kalıyoruz. Çünkü ticarete çok uygun olmayabiliyor. Biraz daha keyifli, sanatsal işler yapıyoruz. İnsanlar biraz daha ucuz olsun istiyor. Ama ben direniyorum.

 

Tasarımcılar, ustalar ya da sadekarlar sizce hak ettiği yerde mi?

Herkes ne hakkediyorsa onu yaşıyor. Bizim gibi ustalar biraz daha çekingen; çünkü ticareti geç öğrendik. İyi ustasın diye hep içerde tutulduk. Köşede kalıyorsak bu benim eksikliğim diye düşünürüm. Çünkü çok gösteremedik kendimizi. Şimdi yeni yeni olgunlaştık; ustaların biraz daha açığa çıkması lazım.

Sanatsal çalışmalar dediniz… Tasarımcılar ne kadar özgün?

Özgünlük eksikliğini görüyorum. Fuarlarda karşılaştığım bazı vitrinler birbirinin aynısı gibi. Benim de ürünlerim taklit ediliyor. Yeni şeylere cesaret edemiyorlar ya da ticaret için başkasının ürünü kopyalıyorlar. Eski ustalar bir araya gelmeye çekiniyor. Çalınma ya da esinlenme durumundan tedirgin oldukları için.

 

Herkes çok pahalı takılar takmıyor bu dönemde. Tasarımlar pahalı gelebiliyor. Biz o zihniyetten uzak duruyoruz biraz. Ucuz talep edildiğinde tasarımdan çıkıyor, biraz daha seri üretime dönüyor.

 

Ustalar endüstriyel sürece girdiklerinde kendileri de köreliyorlar. Ustalara daha çok değer verilip daha serbest bırakılmalı ki ustalar bir şey üretsin.

 

Ben tasarımcıyla çizimciyi ayırıyorum. Bir firmada çalışan insan günde 10-15 tane tasarım çıkarmak zorunda kalıyor. Ama tasarım bu şekilde çıkamaz. Ama ne yapıyor? Bir tane üretip onun versiyonlarını üretiyor. Özel tasarım için ustanın da vakti olması lazım.

 

Sanat sonsuz olasılık hiçbir yerde tıkanacağını düşünmüyorum. Elde çalışmanın da avantajı başka… Yaptığınız yanlışlık da size başka pencere açabiliyor.

Tasarım zinciri nasıl işliyor, doğru bir süreçten geçiyor mu?

Mesleği A’dan Z’ye bilmek gerekiyor. 2 boyutlu çizdiğin bir şeyi 3 boyuta yansıtamayabiliyorsun. Bir çizimcinin, tasarımcının işin mutfağını bilmesi gerekiyor. Eskiden her şeyi biz bitiriyorduk. Ben 2 sene sıcak mine yaptım mesela. Şimdi çok acayip makinalar var. İşin mutfak kısmını görmek, araştırmak lazım. Tasarım okumak başka bir şey. Bizlerle okuyanları birleştirmek zor; egolar devreye giriyor. Ama muhakkak ki benim ondan, onun benden öğrenecekleri vardır. Bizim imajımız bazı yerlerde kötü; çünkü kopyalıyoruz.

 

Bazen çok övgü alıyoruz ama satılmıyor. Takıda ergonomi çok önemli. İşin satılabilir yönünü de düşünmek ve diğer etmenlere de vakıf olmak gerek. Donanımlı olmak gerek.

 

Tasarım ilham geldi yaptım değil. Onun altında bir veri olması bir emek olması lazım. Düşünmek ve kafa yormak gerekiyor. Ne kadar kendini geliştirirsen o kadar artar. Diğer tarafı kolaycılık. Bazen ürünlerim taklit ediliyor hatta kötü taklit ediliyor üzülüyorum. Ama şimdi üniversiteli gençler heyecanlılar. O yüzden ben umutluyum.

Röportaj: Gonca Çipe – Enes Aydemir

Değerlendirme
YORUM YOK

Sorry, the comment form is closed at this time.