Home / KÖŞE YAZILARI  / Fiske  / Geldiğimiz durumun özeti: Ne deveyiz ne de kuş!

Geldiğimiz durumun özeti: Ne deveyiz ne de kuş!

Kuyumcukent neydi, ne oldu? Bu sorunun peşine düştük. Profesyonel bir kompleks, cazibe merkezi yapılmak istenirken, geldiğimiz durumun özeti: ne deveyiz ne de kuş!

Yıllar önce Tarihi yarımada ve Kapalıçarşı etrafındaki bakımsız hanlarda yer alan Kuyumcu atölyeleri için daha temiz, düzenli ve sağlıklı bir yer arayışına girildi. Sektör giderek büyüyor; ama bulunduğu mekanlar artık dar geliyordu. Siyanür kokuları, asit dumanları ve alt yapısı yetersiz küçük atölyelerin, daha iyi bir yere taşınmasının zamanı gelmişti.

Orijinalinde 133 oda olması gereken handa, 600’ün üzerinde dükkan olan han bile vardı!
Bu hanların yönetimi ve her şeyi “Odabaşı” denilen kişilerden sorulurdu. Tamir, tadilat yapacaksanız; yerinizi alıp, satacaksanız, önce odabaşından izin almanız gerekiyordu. Astığı astık, kestiği kestikti…

Odabaşı kavramı; Osmanlılardan günümüze, evrilerek gelen bir kavramdır:

 

  • Hanlarda ya da büyük kuruluşlarda hizmetçilerin başı olan kimse… Kapıdan girilince sol tarafta büyükçe bir oda, hanı yöneten odabaşı denen şahsın odasıdır.
  • Görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek olan, subaylardan oluşmuş yeniçeri sınıfı.

 

Çarşıdan herkesin, iyi veya kötü bir odabaşı hikayesi vardır; bilenler bilir…

Biz buraya neden geldik?

 

Şimdi ise değişim zamanıydı; bu yüzden… Sağlıklı ve daha modern Atölyelere sahip olmak, dünya ile bütünleşmek ve işlerimizi geliştirerek dünyaya mal satabilmek için çağdaş mekanlara ihtiyacımız vardı. Bütün bu sebepler ve uzun uğraşlardan sonra Kuyumcukent fikri ve Kuyumcukent kompleksi ortaya çıktı. Yarım kalmış bir inşaatın üstüne devam ederek yaptığımız bu yapı, başlangıçta geldiğimiz yere göre kıyaslanmayacak kadar düzgün ve sağlıklı bir yapı olarak ortaya çıktı. Ancak… Aradan 15 sene geçti. Bugün Kuyumcukent’e baktığımızda, içeri girdiğimizde, dolaştığımızda, biraz incelediğimizde, karşımıza kocaman bir han çıkıyor! Bizler devasa bir kompleks yapmıştık. Ama, Tarihi yarımadadan, çarşıdan, han kültürünü aynen buraya da taşımışız!

Kuyumcukent, bugün ilave yapıları Vizyonpark ile birlikte 18000 kişinin çalıştığı bu komplekste; çalışanların eğitim göreceği, sosyalleşebileceği, bir araya gelip, işi gücü tartışacağı ortamlar yok! Yurt içinden veya yurt dışından gelen müşterilerimizi misafir edeceğimiz bir lokantamız, ürettiklerimizi hakkıyla gösterebileceğimiz bir sergi alanımız maalesef yok! Eskiden de yoktu! O zaman neden buralara geldik sorusu akla geliyor.

Alışveriş Merkezimiz var! Ama, özellikle ziyaretin arttığı Cumartesi ve Pazar günlerinde, gerektiğinde bir acil servisimiz yok! AVM diyoruz ancak; yarısı kapalı, yarısı açık, yarısı karanlık, yarısı aydınlık, yarısı sıcak, yarısı soğuk, yarısı perakende, yarısı toptan mağazalar…
Geldiğimiz durumun özeti: Ne deveyiz ne de kuş!

 

Düne kadar 5-7 dolar işçilikle mal sattığımız Arap coğrafyasından gelen müşterilerimize, bugün Kuyumcukent’e yerleştiklerinden beri 1,5 – 2 dolar işçilikle mal satmaya çalışıyoruz!

 

Kuyumcukent çok özel ve pırlanta olmayı hak eden bir yapı. Ancak, bugüne kadar gelen yanlış yönetimler, burayı Kuyumcukent hanına çevirmiş durumdalar! Mevcut yönetim anlayışı ile bu kompleks bir adım ileri gidemez. Basiretli, profesyonel, vizyon sahibi yöneticiler, burayı çok kısa bir sürede, dünyada parmakla gösterilecek bir yer haline getirebilirler. Çünkü, Kuyumcukent bunu hak ediyor.

Yazan: Ali Kadmiyum

Değerlendirme
YORUM YOK

Sorry, the comment form is closed at this time.