Home / RÖPORTAJ  / Dünyada Tek

Dünyada Tek

Tüm dünya genelinde sadece Türkiye’de çıkıyor Diaspor… Madenin sahibi Murat Akgün, böylesi bir madenin farkına varıp, ona hak ettiği değeri veren isim… Hikayesinden ilginç detaylar röportajımızda.

Diaspor taşını marka haline dönüştürdünüz. Bu macera nasıl başladı?

 

1998 yılında Kapalı Çarşı’da bir arkadaşımla pırlantalı ürünlerin toptan ve imalatını yapıyorduk. Amerika’da yaşayan halam orada cezaevinde bulunan bir Türk’ün değerli taş madeni olduğundan ve yardıma ihtiyacı olduğundan bahsetti. Bir seyahatim sırasında Florida’ya gidip dinlemeye karar verdim. Birkaç görüşme yaptıktan sonra eşimle birlikte Florida’ya taşındık. Planımız; adam madenden taşları getirecek, ben de işletip müşteri bulacaktım. 6 ay sonra 50-100 bin dolar bir harcamamız oldu. Ama ortada henüz taş yoktu. GIA ile ve birçok yerle görüştüm. Taşın var olduğuna ve gerçekten Türkiye’ den geldiğine emin oldum. Ama adamla görüştükçe işin içinde bir bit yeniği olduğunu anladım. Sonrasında öğrendim ki maden adamın değilmiş. Adamla ilişkimi kestim.

Peki madeni ve değerli taşı işlemeye başladığınız süreç nasıl gelişti?

Sonrasında Amerika’da kalmaya devam ettim. Bu işe tekrar girmek hep aklımdaydı. Döndüğümde madeni araştırdım, buldum. Milas’ta, zamanında Etibank’ın sahibi olduğu çok büyük bir boksit madeni idi. Boksit, alüminyumun ürünlerin ham maddesidir. 9 bin hektarlık, içinde 7 tane köyün yer aldığı bir maden. Etibank yıllarca alüminyum madeni olarak işletmiş. Kristalleri de çıkartıp çıkartıp kenara koymuşlar. Sonra onlar kaybolmuş. Hiç fatura kesilip devlet hakkı verilmemiş. Taşlar da heba olmuş. 1980 sonrası terk edilen saha 20 sene kadar civar köylüler ve bu taşın varlığını bilen şahıslar tarafından yağmalanmış. Ben bunu öğrenince, zamanında Florida’da tanıştığım bir yatırımcıdan da destek alarak ortak olarak ihaleye girdim ve 2005’te ruhsat aldım.

Oluşturduğunuz Diaspor markasıyla yollarınızın ayrılması nasıl gerçekleşti?

Dünya’daki büyük alıcılardan bir tanesi ortaklık teklif etti. O zamanki kafayla kabul ettim. Maden benimdi, firma ise yatırımcı idi. Sonradan öğreniyorum ki şirket kuruluşu sırasında farkında olmadan bazı evraklara imza atmışım. Hissedarlık yapısını belirten kısımlar boş bırakılmış. 2008’deki krizde satışların durmasıyla birlikte ortağım madeni bırakıp Amerika’da elimizdeki taşları satmamızı istedi. Ben ise krizin geçmesini beklemekten yanaydım. Bu yüzden madeni elimizde tutmak istedim. Bu konuda tartışırken, bir gece ismimin şirketten silindiğini fark ettim. Dava açtık. Mahkemeye belgeleri getirdiğinde fark ettik ki, hissesine yüzde 95 yazmış. Hakim de firmanın ona ait olduğunu onayladı. Daha sonrasında mahkemeye markaya alıcı çıktığını ve satacağını bildirdi ve hakim onu da onayladı. Ben de bir basın bülteni yayınlayarak bu markayı artık kullanmadığımı, Diaspor madenini mineral ismiyle satacağımı duyurdum. İsmi de bu şekilde kaybetmiş olduk.

Sonrasında siz yılmadınız ve yeni bir marka kurdunuz. Bu süreciniz nasıl gelişti?

 

Hırsızlık çok olduğu için bir süre sonra yeni bir marka kurma ihtiyacım oldu. Her türlü taş, madeninden bir şekilde çalınıyor. Bunun önüne geçilemiyor. Bu çalınan taşlar da maalesef kötü niyetli kişilerce satılıyor. Kendi geleceğini korumanın tek yolu da markalaşmanız. Yurt dışında kimse benim madenimden taşı çalıp da markamı kullanarak satamıyor. Ama burada kanunlardaki boşluklardan dolayı bunu yapabiliyorlar. Ben de ‘Csarite’ (Sarayt) adında yeni bir marka oluşturdum. Bu markayla yolumuza devam ediyoruz. Madenimiz aktif halde.

Şu anda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

 

Hırsızlar ve bürokrasi büyük bir sorun. Yıllardır… Onlarla mücadele ediyoruz. Yakalayamadığımız hırsızlar bizden çaldıkları kristallerle gidip ruhsat alabiliyorlar. Maalesef kanunlardaki boşlukları ve art niyetli kamu görevlilerini kullanarak Diaspor çıkarma izni alıyorlar ve yasal hale getirerek fatura kesme şansları oluyor. Yakalayabildiğimiz hırsızlar ise ufak bir para cezası verilerek ertesi gün salıveriliyor. Benim madenim gidip maden dairesinde araştırılıyor. Nasıl ele geçiririz, nasıl bu adama ceza kestiririz diye. En çok şikayet edilen madencilerden biriyim. Muhtelif Bakanlıklardan sene de 10-15 denetleme geliyor. Madeni aldığımızda önü kesilen hırsızlar ve bu madenden yasa dışı yollarla nemalanmak isteyenlerle de mücadele etmeye devam ediyoruz.

 

Ama fazla bir yol kat edemiyoruz. Hırsızların taşları Kapalı Çarşı’da dolu olduğu için ve kuyumcular vergisini veren, faturasını kesen, her şeyi yasal yapan firmadan almak yerine, ucuz diye onlardan aldığı için Türkiye’ de fazla yol kat edemedik.

 

Ayrıca bir de sentetik sorunu var. Mesela Türkiye’de her yerde markalı Diaspor diye cam satılıyor. 5-8 dolara aldıkları camları turistlere 3000-10.000 dolar arasında satıyorlar. Bunun önüne de kimse geçemiyor.

 

Profesör diye geçinen insanlar sahte sertifikalar veriyorlar. Tanımayanlar da gidip bu insanları otorite kabul ediyorlar. Bilinçsizler, belki de bazı taşların gerçek olduğuna inanıp sertifika veriyor da olabilirler.

 

Sadece benim değil tüm madencilerimizin en büyük sorunu olan diğer bir konu da bürokrasi. Maalesef kanunlarımız önümüzü açmıyor aksine bizlere engeller çıkartarak yavaşlatıyor. İzin süreçleri 10-15 ayı buluyor. O da alabilirsen. Mesela ben çok büyük bir ruhsata ihalede bedel ödeyerek hak sağlamışım. Maden dairesi çalışabilirsin demiş ama Orman izin vermiyor. Karşınıza birçok zorluk çıkartıyorlar. Zaten dünyanın neredeyse en pahalı yakıtını kullanarak ürettiğiniz maden de uluslararası piyasada rekabetçi olamıyor.

Taşınızı farklı kılan özellikleri nelerdir?

 

Dünyadaki bütün taşların yüzde 90’ı işlemden geçiyor. Bu işlemler de değerini kaybettiriyor.

 

-Bizim taşımız ise işlenmiyor.

-Dünyada tek ve sadece bizim ülkemizden çıkıyor.

-Renk değiştirme özelliği var.

Son olarak da Csarite® markanızdan bahsedebilir misiniz?

 

‘’Pırlantadan On Bin Kere Daha Nadir’’ sloganı ile lanse ediyoruz. Bizim taşımız çok zor kesilen bir taş. Kendi kesicilerimizi eğitmemiz bile yıllarımızı aldı. ‘Perfect Cleavage’ denilen bir özelliğe sahip. Katman katman oluşmuştur. Bir anda dümdüz parçalara ayrılabilir. Bizim kestiğimiz taşlarla piyasadaki diğer satılan taşlara bakarsanız, zaten farkı anlarsınız.

Gün ışığında yeşil, mum ışığında pembe olabilen bir taş. Dünyada bunu natürel olarak yapabilen 5 tane taş var. Kuyumcuya gidip yeşil renk taş satmak çok zor. Yeşil renk taşın alternatifi çok; hele de bizim gibi yeni bir marka iseniz… Markalaşmak para ile doğru orantılı. Dünyaca ünlü yıldızlarla anlaşıp büyük şovlarda yer aldığınızda markanız bir anda patlayabiliyor. Ama bizde öyle bir imkan olmadı hiçbir zaman.

Röportaj: Gonca Çipe
Fotoğraf: Enes Aydemir

Değerlendirme
YORUM YOK

Sorry, the comment form is closed at this time.