Home / RÖPORTAJ  / “Buradan Kaçış Yok!”

“Buradan Kaçış Yok!”

Primitiflikten uzaklaşan insanoğlu, teknolojiye bağımlılığının dozajını gittikçe arttırıyor… Teknoloji ile birlikte makineleşme de beraberinde geliyor. Haliyle, teknolojinin kuyum sektöründeki yeri de artık yadsınamaz bir hal alıyor. Tüm bunları ve gelecekte kuyum üreticilerini bekleyen yenilikleri 4C Mühendislik kurucularından Sedat Kurtaran’a sorduk.

4C Mühendislik olarak kuyumculuk sektörüne girişiniz nasıl oldu?    

      

3D yazıcıların ne olduğunu 97 yılında öğrendim ben. Üniversiteden bir arkadaşım, Amerika’da 3D yazıcıların imalatında çalışıyordu. 3D yazıcı nedir, nasıl böyle bir kavram olabilir diye anlamak bile güçken, ben gittim Amerika’ya ve onların fabrikasında gördüm. Aldım, getirdim buraya; fakat makineyi çalıştırmak için bir de yazılım gerekli… O sene, Hong Kong’a yazılım eğitimini de almaya gittim ve birkaç model çıkarıp, kapı kapı gezdim Kapalıçarşı’da. Fakat kimse bu modellerin makineden çıkabileceğine inanmadı. İlk kez Favori Kuyumculuk’tan Hakkı Sezer destek verdi; Hakkı Bey birkaç makine aldı ve ondan sonra sektörde hızla duyulmaya başladı. Sonrasında, Marmara Üniversitesi ve Mimar Sinan’a giderek hocalarla görüştüm. Yeni bir meslek ve iş alanı doğuyordu. Sağ olsunlar onlar da çok ilgi gösterdiler. Oralarda tasarımcı yetiştirmek için gidip ders vermeye başladım. Bunların ardından da tasarımcısıyla, tasarım programıyla, 3D üretim yapan makinesiyle, komple bir paket oluştu.

Sadece Kuyumculuk sektörüne mi hizmet veriyorsunuz?

 

2000 yılında 4C Medikal’i kurduk. 3 boyutlu programlar kullanarak kişiye özel protezler üretiyoruz. 3 boyutlu programlarla vücutta kopmuş bir kemiğin aynısını titanyumdan üretiyoruz.

 

2007 yılında başka sektörlere de yatırım yapma amacıyla lazer üretmeye başladık. Türkiye’de ilk fiber lazeri Ankara Teknopark’ta üretmeye başladık. Halen de bu konuda tekiz. En büyük yatırımımızı bu alanda yaptık. Yine savunma sanayi ile ilgili ihracat yapıyoruz. Markalama, kazıma lazerleri gibi daha yüksek teknolojili ürünler de üretiyoruz. Şimdi Amerika’da bir şirket açtık. Çünkü maalesef Türkiye ismi, teknoloji ile bağdaştırılamıyor. Türk malı lazer teknolojisi deyince dünyada bir karşılığı olmuyor. Biz burada çok iyi bir teknoloji geliştirdik. Fakat bu saydığım sebeplerle şimdi Amerika’da üretmeye başlayacağız.

 

2008 yılında yenilenebilir enerji sektörüne girdik. Uzun yıllar yabancı ortaklara güneş ve rüzgar enerjisi danışmanlığı yaptık. Bu yatırımımızı Endonezya ve Vietnam’a da taşıdık.

 

Bunların yanı sıra çikolata imalatımız da var. 3 boyutlu yazıcıları çikolata imalatına sokmaya çalıştık.

 

Son olarak da Amerika’da ‘artificial intelligence’ (yapay zeka) ile ilgili yazılımlar geliştirmeye çalışıyoruz.

3 Boyut tüm dünyada bu kadar önemli hale gelmişken, kuyum sektörü için de işleri oldukça kolaylaştıran makineleriniz mevcut. Bunlardan biri de Solidscape… Bahseder misiniz?

 

Bizim makinamız en hassas ve en düzgün yüzeyli modelleri yapar. Çok hassastır; bu yüzden tercih edilir. Mumdan yapılması da üretimde eriyip gitmesini, boşalımı sağlar. İster sadece görsel bir model/prototip olarak isterseniz de doğrudan döküm kalıbı hassas döküm tekniği ile parça üretiminde kullanılabilir. Diğer makineler daha hızlı; fakat çok kolay eriyemeyen malzemeden üretim yapıyor. Çok hassas ve düzgün yüzeyli modeller isteyenler, bizim makineyi kullanıyorlar. Çok daha hızlı ve kalitesi önemli olmayan, daha ucuz modeller isteyenler de diğer makineleri kullanıyorlar. Eskiden herkes bizim makineyi kullanmak zorundaydı. Çünkü başka makine yoktu. Fakat şimdi taşlar yerine oturdu. Bizim makinemiz için ayrı, diğer makineler için ayrı müşteri kitlesi oluştu. Hatta birçok yerde iki tür makineyi de bulundurarak, modeline ve siparişine göre üretim yapıyor. Solidscape hala önemini koruyor. Çünkü hassasiyet gerektiği zaman başka hiçbir makine bu derece başarılı değil.

ilkmodel-3D-25ayar-3

*Metal prototip makinesinden çıkan ilk model

Teknolojinin hızlı ilerleyişi ile kuyumculuk da zamanla çok daha farklı bir yere gelecek. Öngörüleriniz nedir?

 

Artık kimsenin dedesinden kalanı torununa devredecek işleri kalmayacak. ‘Ben bu işi kurdum, bu işteki karım azalıyor’ dediğimiz noktada yeni yatırım alanlarına geçmeliyiz. Ekonomimizi geliştirebilmek için üretimden vazgeçmemeliyiz. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde kuyumculuk sektöründeki birçok kişinin işi kalmayacak. Kauçuk süreci zaten neredeyse ortadan kalktı. Cilalamayı yapan makinalar var. Mıhlama işlemi için de teknoloji vardı, şimdi daha da geliştiriliyor. Titanyum, krom – kobalt ve hatta seramik gibi yeni malzemeleri kullanarak üretim yapabilecekleri makineler bile var. Bu yeni gelişmeler ışığında kuyumculuk biraz daha farklı yerlere gidebilir. Malzeme teknolojisindeki gelişmeler, makinelerin hızlanıp hassas hale gelmesi, insanların yaptığı birçok şeyi ortadan kaldırarak, son ürüne yönelik üretim yapıyor olması; daha kalifiye, ama daha az insanla iş yapılan bir sektör haline getirecek kuyumculuğu.

 

Peki sizce sektörün teknolojik yeterliliği nasıl, sektör tüm bu değişime hazır mı?

 

Sektörümüz doğru zamanda teknolojiye geçiş yaptı. Eski Ermeni ustalardan devir alınan ve Türklerin de yeni yeni kuyumculuğu öğrendiği bir zamandı o zamanlar…Teknolojiye geçişte Türkiye’deki kuyumculuk sektörü, dünyadaki tüm ülkelerden daha çabuk adapte oldu. Şu anda bile dünyada kuyumculuk sektöründe kullanılan en fazla prototip makinesi Türkiye’de var.

 

Sektör teknoloji konusunda bu kadar iyi durumdayken, neyi kötü ya da yanlış yapıyor peki?

 

Bizde kuyumculuğun kötüye gitmesinin en büyük nedeni patent hakları. Herkesin birbirinin ürününü kolayca kopyaladığı bir dönemde kimse yeni bir ürün üretmekle uğraşmıyor. Kimsenin fikri mülkiyet hakları korunmadığı için kimse de yaratıcılıkla ilgili bir çaba göstermiyor. Tasarım kültürü yaratıp, daha kaliteli ürün haline getiremedik. Bu yüzden de ülkemizin ismi ucuzladı; çok kaliteli üretim yapanlar olmasına rağmen.

*İlk 3D yazıcı

Kuşkusuz ki teknolojinin gelişimi ile makineleşme de arttı. Sizce bu durumun sektöre yansımaları nasıl oldu?

 

Bu konuda bir enflasyon oldu. Çok fazla makine ve çok fazla tasarımcı var; bu yüzden de fiyatlar düştü. Tasarım, yeni çıkan modellerin bir tarafını değiştirerek yeni model yaratmaya döndü. Çok hızlı ve çok sayıda üretim yapan makineler var. Bunlar da model enflasyonuna sebep oldu. Bu yüzden de tasarımcılar para kazanamaz oldular. Teknoloji üretimi Türkiye’nin ihracat rakamlarını, kaliteyi ve hızı da arttırdı. Fakat üretici çok fazla model üretip, onu da ucuza satmak zorunda kalınca; daha fazla emekle, daha az para kazanır hale geldi. Oysa ki daha az ve nadir model üretse ve daha yüksek fiyata satsa; hem işinin değeri artacak hem de emeğinin karşılığını alabilecek. Ortaya da daha rafine ve sanatsal bir iş çıkacak.

Sedat Kurtaran: “Hep aynı malları üreterek, sonra da sadece fiyat kırarak para kazanmaya çalışırsanız; bedavaya çalışmak zorunda kalırsınız.”

Peki makineleşme bazı iş kollarını ortadan kaldırıp, değişikliğe neden olmadı mı?

 

Eskiden merdiven basamakları vardı. Bir tasarım yapılır, ana model yapılır, sonra gümüş dökülür ve oradan süreç devam ederdi. Yeni teknolojiler bu basamaklardan bazılarını ortadan kaldırdı. Şimdi insanlar bu işlerin birkaçını birden yapar hale geldi. Tasarımı yapan aynı zamanda bilgisayarda çizimi de yapıyor. Çizimi yapan makineyi kullanmayı da biliyor. Bu teknolojinin getirdiği bir şey… buradan kaçış yok. Daha eğitimli, daha multifonksiyonel insana ihtiyaç doğuyor. Meslek kurslarında ya da üniversitelerde ihtiyaç duyulan insan yetiştiriliyor. Ama tabi ki istediği kadar makineleşme olsun, insan emeğiyle yapılan bazı modeller asla bitmeyecek. Sevan Bıçakçı gibi değerli isimlerin yaptığı tasarımları makine yapamayacak; yapsa bile yine Sevan’ın aklına, zekasına ve fikrine ihtiyaç duyulacak. Esas sorun; bu teknoloji ve bu eğitilmiş insanlarla beraber katma değer yaratılıp, şirketin ve insanların para kazanmasını sağlamakta. Bir fuarda vitrinleri gezdiğiniz zaman her yerde aynı ürünler var. Alıcı hepsini gezip, daha uygun fiyat verenden alıyor. Böylece de fiyatlar düşüyor ve kazanılan para azalıyor. Hep aynı malları üreterek, sonra da sadece fiyat kırarak para kazanmaya çalışırsanız; bedavaya çalışmak zorunda kalırsınız.

 

Son olarak; 4C Mühendislik’in yeni gelişmeleri, teknolojik yatırımları neler olacak?

 

24 saatte 3 bin model üretebilen oldukça hızlı yeni bir makine getiriyoruz. Bu makine, kauçuğa mum basma ve onu çoğaltma sürecini ortadan kaldıracak. Metal makinesini de getirmek istedik. Fakat bizde “Ben bir, iki tane model yapıp, sadece onları iyi fiyata satarım” diyecek cesareti henüz kimse gösteremedi.

 

Verdiğiniz bilgiler ve zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Röportaj: Gonca Çipe

Fotoğraf: Enes Aydemir

Değerlendirme
YORUM YOK